Karım çocukluğunda babaannesine ev işlerinde yardım ederken, bizim bilge babaanne “Kızım, yaptığın bana, öğrendiğin kendine” dermiş.

Zaman Gazetesi önünde bekleyenler içerideki gazetecilere destek oldu, moral verdi. Ancak kendileri için çok daha iyi bir şey yaptı, önemli şeyler öğrendi.

Polis, iktidardan aldığı emirle gözü dönmüşçesine, adeta baş düşmanını görmüşçesine üzerine saldırdı oradaki kadınların, erkeklerin.

Armutlu’da bir evi basarken ne ise, Silopi’de ne ise, Gezi olaylarında göstericilerin üzerine gaz, plastik mermi ve tazyikli su sıkarken ne ise; Zaman binası önünde de oydu polis.

Emin olun “o iyi polisler” pasaport şubeye, trafik çevirmeye gönderildiği için yaşanmadı Yenibosna’daki kıyamet gecesi. Gözümün önünde başörtülü, çıtı pıtı kızları ellerindeki kalkanlarla duvara sıkıştıran, küstahça hakaret eden polislerin arasında “o iyilerden” ne çok vardı.

Bu köşede temcit pilavı gibi “Devlet lüzumlu şeytandır” deyip durmam boşuna değil. İşte devlet bu. Dizginlerini sıkı tutmadığında bacağını ısırıp koparır. Gözünü bir an olsun üzerinden çektiğinde canını okur. Yaşadığın yer bir hukuk devleti değilse, polis, jandarma babanın oğlu olsa aynını yapar.

Zaman baskınında insanların üzerine öfkelerini kusan polisler, sıkı bir demokrasi olsak, yürürken çimlere basmaya dahi imtina ederdi. Çimenin sahibinin dönüp hesap soracağından korkardı. Oysa o gece CHP’li milletvekili Selina Doğan’a dahi “Şikayetin varsa, git soru önergesi ver” diyebiliyor. Milletin temsilcisinin parlamentoda vereceği soru önergesinin dahi “vız gelir, tırıs gider” olacağından emin.

Bu yüzden; Zaman odaklarımızı değiştirme zamanı, şimdi ve her Zaman daha fazla demokrasi için didinme zamanı. 

Putlar onların olsun

Görenler bilir. Zaman’ın göz kamaştırıcı bir binası var. Orta yerinde ameliyat yapılsa hasta enfeksiyon kapmaz. Bir gazete için fazla minimalist ve hijyenik hatta.

Bu binalar birer puttur aslında. Varsın bu güzel bina, demir-çimento dininin müminlerinin olsun.

Havalı unvanlar, şişik banka hesapları da birer puttur. Bırakın bu putlar da makamlara, unvanlara, paraya aç ezik siyasal İslamcıların olsun. Yesinler helvadan putlarını. Yeni kartvizitlerine bakıp gururlansınlar, değerli hissetsinler.

Zaman’da çalışan dostlarımız 30 yıllık gazetecilik tecrübelerini alıp çıkacaklar o binadan. 30 yılda çok güzel işler yapıldı. Samimi yobazlığını takdir ettiğim bir Akit yazarı Zaman’a nefretini “Yıllarca ateistlere köşe yazdırdılar” diye ifade etmiş. Elhamdülillah. Ne güzel yapmış. Ateistlerle kalmamış üstelik. Ezici ağırlıkla Sünni okuru olan bir gazete olarak Alevi yazarını baş tacı etmiş. Aynı anda bir Ermeniye, bir Yahudiye, bir Ruma da köşe veren ilk gazete olmuş. Şehrin en monşer beyefendileri adeta demirbaşı olmuş gazetenin, Selim İleri ve Hilmi Yavuz. Yorum sayfalarını, af buyurun, kimlere kimlere açmamış...

Yanlışlar da yapmış. Esas değerli olan da o yanlışlar zaten. Biz babalarımızdan beş başı mağrur bir demokrasi devralmadık. Bahtsız insanlarız. Görme engelli birinin eşyalarla dolu bir evde yolunu bulması gibi yol alıyoruz. Her çarptığımız koltuk, her devirdiğimiz sandalye evin yol haritasını çıkarmamız için hayati bir fırsat. Yeter ki o devirdiğimiz sandalyenin, çarptığımız koltuğun yerini kafamıza kazıyalım. Ve tabii ki; devirdiklerimizi kaldırıp yerine koyalım. 

Acımadı ki! Biz kazandık!

Biz; demokratlar, “yetmez ama evetçiler”, liberaller, solcular, Ermeniler, Kürtler, Troçkistler ve Taraf, Zaman, Nokta 200 yıllık askeri ve bürokratik vesayeti yendik, 3 günlük tek adam vesayetinden mi korkacağız?

Öyle bir darbe aldılar ki; Erdoğan’ın himmetine muhtaç kaldılar. Bir zamanların sağa sola tehditler savuran, Genelkurmay içinde hükümet aleyhine kara propaganda siteleri kurduran kudretli kumandan, Aksaray kapılarında “Erdoğan’a darbe yaptılar dostlaaar!” diye ağlaşıp duruyor.

Galatarasay Kulübü’nün kolejli yöneticilerinin parasızlıktan Abdurrahim Albayrak’ı baş tacı etmesinden bile daha trajikomiktir halleri. Bu zul onlara yeter.

Yaşadığımız kalp sıkışmaları ise mücadele sırasında bilmeden kırdığımız kalplerin, özensizlikten devirdiğimiz çamların, kibirle yaptığımız hoyratlıkların ceremesidir. Tamam, biz bu mücadelede acemiydik. Ancak bu mazeretimiz hakkı geçenleri hiç ilgilendirmez.

Üzerinizde hakkı olanla bu dünyada hesaplaşmak çok büyük bir kazançtır.

Öğrenmeye karşı kompleksli olmak; üçüncü dünyalıların baş ahmaklığıdır. 


Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×