Bir yandan “Bu paralar nereden geldi”, “Himmet (bağış) paraları nereye gitti” gibi suçlayıcı, yolsuzluk imalı sorular... Diğer yandan bağış yaptı diye tutuklanan esnaflar, “Bunlar milli servet” diye yurtiçi ve yurtdışında el konulup yandaşlara peşkeş çekilmeye çalışılan binlerce okul, eğitim kurumu vb… Çelişkiler bitmiyor.
17-25 Aralık’ta iş üstünde, suç üstünde yakalanan iktidar ve paydaşları için sözün bir değeri kaldı mı bilmiyorum. Ama yine de yazmak istedim. Belki tarihe bir not olur…
Malumunuz toplumun bir bölümünü oluşturan Gülen Cemaati’ne yakın olan, gönül veren Türk vatandaşları son 2 yıldır iktidarın büyük baskısı altında. Ben onların dini itikadını kavrayacak, sorgulayacak denli teolojik bilgiye sahip değilim. Ancak bildiğim şey, Cemaat’e mensup kişilerin yasalar çerçevesinde ortaklaşa kurduğu ticari müesseselerin, kurumların, kuruluşların ve bilumum değerin ellerinden devlet gücünü yasadışı yollarla kullanan kişiler tarafından zorla alındığıdır. Bu yapılırken de sürekli olarak hayatın doğal akışı, rasyonalite, genel ve iş ahlakına, tutarlığa aykırı davranışlar sergilendiğidir.
Kasasında 2.5 katrilyon nakit fazlasıyla el konulup batırılmaya çalışılan Bank Asya, devletin kurallarına harfiyen uyduğu gerekçesiyle mallarına el konulan İpek Grubu,  çalışanları birbirine “Abi-abla diyor” diye terör örgütü yapılanmasıyla suçlanıp şüpheli geçmişe sahip kayyımlar atanan Kaynak Holding bunların birer somut örneğidir.
Benzer bir dümenin şimdi Gülen Cemaati’ne yakın vakıflar tarafından Türkiye’de ve yurtdışında kurulan okullar için gerçekleştirilmekte olduğu görülüyor. Buradaki niyeti ve planı önceki gün Cumhurbaşkanı bizzat kendi ağzıyla söyledi. Büyükelçilere konuşurken “Bu okullar kendi malları değildir. Bu ülkenin imkânlarıyla tesis edilmiştir. Dolayısıyla bu değerlerin yok edilmesi yerine asli sahibi olan ülkeye kazandırılması yönünde gayret sarf etmeliyiz” dedi.
Doğrudur; yurtiçinde yüzlerce, yurtdışında ise 160 ülkede 2 bine yakın okul ve toplam 4 bin 360 eğitim kurumuyla hizmet veren okullar bir milli değer ve servettir. Zaten Cemaat üyeleri ve ileri gelenleri de sürekli olarak bunu tekrarlıyor. Sanırım istenirse bunları devlete seve seve de hediye ederler. Ancak göründüğü kadarıyla, geçmişteki örneklerde de yaşandığı şekliyle yandaşa, yakına, eşe dosta peşkeş çekilmesi olasılığı kendilerini rahatsız ediyor. Yıllarca maaşlarından, gelirlerinden feda edip kurdukları göz nuru okullarını AKP’ye yakın bir çekirge sürüsünün emanetine vermek istemiyorlar. Neyse bu işin bir tarafı.

Gemi değil, okul oldular
Diğer ve bence asıl önemli tarafı ise iktidarın en tepesinden sosyal medyadaki trollerine kadar hemen tüm AKP’lilerin dillerinde pelesenk olan “Himmet paraları nereye gitti” sorusunun cevabının bizzat Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından sonlandırılması. Kendisi de arada sırada, “Paralar nereye gitti” cümlesini kursa da, Cemaatin toplanan bağışlarla gemiler, gıda şirketleri, sağda solda gizli villalar, Şehrizar’da konaklara yatırılmadığını, bu bağışların eğitim kurumlarına dönüştüğünü söylüyor. Bunlar koskoca bir milli servet olmuş diyor.
Ne diyelim, Cumhurbaşkanı’nınkinin üzerine söz olmaz. Demek ki Cemaat topladığı bağışları amacı doğrultusunda kullanıp bu ülkenin milli değeri olacak kadar büyük eğitim ve hayır kurumlarına dönüştürmüş. Bravo onlara, Bravo Erdoğan’a…  


Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×