İstihare konusu olan işin, öncelikle yapılması helal ve dinimize uygun olması gerekir. Yapılması caiz olmayan bir iş için, mesela faizli kredi almak, yenmesi haram olan bir gıdayı yemek için istihare yapılmaz. Ayrıca yapılması üzerimize farz olan bir ibadet için, mesela imkânı olan bir kimsenin hacca gidip gitmeme konusunda istihare yapması doğru değildir.

Ancak haccın süresi, tarzı, gideceği grup hakkında veya evlenmek istediği bir kimsenin hayırlı olup olmayacağı hususunda istihare yapılabilir.

Yapmayı düşündüğümüz iş konusunda öncelikle o konuyu bilen kimselerle istişare yapmak gerekir. İstişare, ayet ve hadislerle emredilmiş, çok daha güçlü ve güvenilir bir sünnettir.

İstişareden sonra istihare

Rabbimiz, “Onların işleri aralarında müşavere iledir” (Şûra sûresi, 42:38) buyurmuştur.

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) de savaş ve benzeri konularda ashabıyla istişare etmiş, onların görüşlerine başvurmuş ve çoğunluğun isteğine göre hareket etmiştir. Resûlullah, konuyla ilgili bir hadiste şöyle buyurmuştur:

“İstihare eden kimse zarar görmez, istişare eden pişmanlık duymaz, iktisada riayet eden geçim sıkıntısı çekmez.” (Tecrid Tercemesi, 4: 135)

İstişareyi yaptıktan sonra hâlâ rahatlamayan, yapacağı iş içine sinmeyen, bir türlü karar veremeyen veya biraz daha mutmain olmak isteyen kimse istihare yapabilir.

Eğer istişareyle istihare birbiriyle çelişirse, birinden hayır, diğerinden şer sonucu çıkarsa ne yapmak gerekir?

Elbette istişare daha önemli ve önceliklidir. Ancak ikisinin çeliştiği durumlarda, hangisinin daha kaliteli olduğuna ve gönlümüzü rahatlattığına bakmak gerekir. İstişare yaptığımız kimseler, gerçekten bilgili, dindar, tecrübeli ve güvenilir kimseler mi? İstiharedeki samimiyetimiz, görülen rüyanın sadıklık derecesi, tabir edenlerin ehliyeti bize güven veriyor mu?

Bu şekilde farklı yönleriyle her ikisini tartıp bir sonuca varmak, bundan sonra da tamamen Allah’a güvenmek, rahmetinden ümit beslemek ve takdirine boyun eğmek gerekir.

Samimi olun

Rüyanın kaliteli ve mesaj yüklü olabilmesi için kişi çok samimi ve ihlâslı olmalı, Rabbine tamamen teveccüh etmeli ve teslim olmalı, yürekten tevekkül etmeli ve O’ndan gelecek işarete gönül huzuruyla itaat edeceğini düşünmelidir. Adeta “Hoştur bana senden gelen” diyen Allah dostları gibi, Cenab-ı Hakk’ın takdiri ne olursa olsun hoş görmeli, ondaki hikmet ve hayrı anlamaya çalışmalıdır.

Bu bakımdan istihare, Allah’a olan iman ve teslimiyetin, tevekkül ve rızanın, ümit ve itaatin neticesidir. Bu hâlet-i rûhiyeyi tam hissedebilmek için istihare namazını tam bir huşû içinde kılmak, duanın hem Arapçasını, hem anlamını, inanarak, güvenerek, hissederek okumak önemlidir. Bu durum aynı zamanda, alacağımız işaretlerin netliğini de etkileyecektir.

Rüya nasıl tabir edilmeli?

Daha önce belirttiğimiz gibi, hadislerde istihare yapılırken rüya görme konusu işlenmese de, böyle bir uygulama ilmihal kitaplarımızda yer almakta ve Müslümanlar tarafından asırlardır uygulanmaktadır. Buna göre, istihare namazını kılıp duasını yapan kimse, abdestli olarak, kıbleyi sağına alıp uyumalıdır. Rüyasında siyah ve kırmızı görürse yapacağı işin şer olduğuna, beyaz ve yeşil görürse hayırlı olduğuna işaret eder.

Renklerden maksat, rüyada gördüğü eşyaların bu renkleri taşımasıdır. Söz gelişi, yemyeşil bir bahçe, bembeyaz karlarla kaplı bir çevre, siyah bir hayvan, kırmızı bir elbise görmek vb. bu eşyaların taşıdıkları renklerle yorumlanır.

Rüyanın sadık olup olmadığı kesin olarak bilinmediğinden ve rüyayı doğru yorumlamak kolay olmadığından “rüyayla amel etmek” uygun bulunmamıştır. Ancak Kur’an ve hadislerde zikredilen bir “rüya gerçeği” vardır. Başta peygamber rüyaları olmak üzere, birçok İslâm büyüğünün sadık rüya gördükleri ve bu rüyaların aynen veya az bir tabirle doğru çıktığı bilinmektedir. Bunun için rüyayı tamamen dünyamızın dışına atmak doğru değildir. Birisinin gördüğü rüya, başkalarına delil olmasa da, kendisi için bir işaret, bir ipucu ve kanaat oluşturabilir.


Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×