İnsanın, öldükten sonra ruhunun bir başka bedende yeniden dünya hayatına dönmesi anlamına gelen reenkarnasyon (ruh göçü), İslam dinine göre aşağıdaki sebeplerden dolayı yanlış bir inanıştır. 

1 Haşir (yeniden dirilme) inancı açısından her ferdin hesabı, yaşadığı hayata göre olacaktır. Buna göre binlerce cesede girmiş-çıkmış bir ruh, hangi şahsiyetle haşrolacak ve hangi durumuna göre ceza veya mükâfat görecektir?

2 Ruhlar, eğer bu dünyada farklı bedenlerde dünyaya gele gele saflaşarak ahirete gideceklerse Cehennem’in var olmasının da bir anlamı olmazdı.

3 Bu inanca göre günahkâr ruhlar temizleninceye kadar bitki ve hayvan cesetlerinde dolaşırlar. İnsanı, âleme halife ve sultan yapan, yer ve gökleri onun emrine veren, onu en mükemmel surette yaratan Allah, bu mahiyetteki bir ruhu hiç, binler derece aşağı düşürerek farelerin, köpeklerin, yılanların, maymunların cesetlerinde dolaştırır mı?

4 Her ceset için ayrı bir ruh kabul etme, kudreti sonsuz olan Allah’ın sonsuz yaratıcılığına imanın ifadesidir. Bunun yerine belli sayıda ruhu, bütün cesetlere sokup çıkarma, Cenab-ı Allah’a acizlik isnad etmek olur.

5 Peygamberlere uyan kimseler arasında ilk hayatları itibariyle çok şerli kimseler de bulunuyordu. Bu insanların daha sonraları yüce makamlara yükselmeleri o kadar çoktur ki. Demek ki ruhun affedilmesi için uzun ve zahmetli bir yoldan ziyade Cenab-ı Hakk’ın af ve merhameti ön plandadır.

6 Yeryüzünde yaşayan yedi milyar insanın hiç olmazsa birkaç milyonunda, başka cesetteki hayat hikâyesine dair bir kısım işaretler bulunmalı değil miydi? Oysa bu hikâyeleri anlatan çok az sayıda ve problemli insanlardan başkasına rastlamıyoruz.

Dünya ve içindekilerin kıymeti nasıl anlaşılır?

İmansız insanın nazarında bu dünya ve içindekiler bir anlam, bir kıymet ifade etmezler. Varlığın nasıl meydana geldiğinin, bu dünyada niçin var olduğunun ya da ölümden sonra neler olacağının pek bir önemi yoktur. Çok merak ederse, ilmi araştırmalar yaparak -hâşâ!- Allah olmaksızın, varlığın kendi kendine oluştuğunu ispat etmeye çalışır. 

Milyonlarca hatta milyarlarca dolar harcayarak, deneyler ve araştırmalar yapar. Ta ki gönlünden geçene bir dayanak, bir iz, bir küçük işaret bulsun. Rabbimizin, ruhlarımıza yerleştirmiş olduğu sonsuzluk isteğini, Cenab-ı Hakk’a yönelme isteğini ise kendini gaflete salarak görmezlikten gelmeye çalışır… Her şey ona göre boştur ve hayatta ulaşacağı maddi bir hedefi kalmazsa, inançsız insan asıl o zaman bunalıma girer. 

Buhranların çaresi iki kelimedir

Oysa insanın bütün buhranlarının çaresi sadece iki kelimedir. Bu kelimeleri söyleyen ve bunlara gönülden inanan kişi, sanki yeniden doğmuş gibi olur. Kaybettiği büyük bir hazineye tekrardan kavuşmuş olmanın o tarif edilemez sevincini yaşar. İşte o iki kelime şudur: 

1.Amentü billahi (Allah’a iman ettim)

2.Ve bil yevmil ahiri (Ahiret gününe iman ettim)

Bu iki kelime öyle değerlidir ki, bunların değerini ancak, imansızlık bataklığına çırpınıp da Allah’ın lütfuyla oradan kurtulan insanlar anlayabilir. Hâlâ gaflet içinde yüzmeye devam eden insana ise ancak şöyle deriz: “Eğer ölümü öldürüp zevali (yok olmayı) dünyadan izale etmek ve aczi ve fakrı beşerden kaldırıp, kabir kapısını kapamak çaresi varsa, söyle dinleyelim. Yoksa sus!..”



Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×