Tuz hakkında o kadar kötü şeyler söylendi ki. En kötü 3 beyazın içine konuldu, kalp damar hastalıklarının, tansiyonun baş suçlusu ilan edildi. Obezitenin nedenlerinden birisidir diye açıklamalar yapıldı. Peki, gerçekten suçlu tuz mu? İnsanoğlu tuz olmadan daha sağlıklı mı yaşar?  Gerçek şu ki insanoğlu tuz olmadan yaşayamaz. Tuz çok çeşitlidir. 

Kalsiyum içerir

Sofra tuzu ve kaya tuzu mutfakta kullanılan çeşitlerdir. Ayrıca deniz tuzu da yeni yeni sofralarımızda yer almaya başladı. Aslında tuz  %40 sodyum, %60 klor içeren bir kristaldir, ayrıca içerisinde çok az demir, kalsiyum, magnezyum, çinko ve bakır da bulunmaktadır. Tuzun ayrıca elde edildiği yörelere göre de farklılıkları vardır. Kullanıma göre sofra tuzlarında da farklılıklar bulunur. Mesela iyot eksikliği olan kişilerin kullanımı için içerisine iyot eklenmiş sofra tuzları vardır. Ayrıca yüksek tansiyon şikâyeti olanların kullanımı için de sodyumu azaltılmış ve içerisine sodyum yerine potasyum eklenmiş tuzlar vardır.

Faydalarını es geçmeyin

Tuzun ilk faydası sindirim yönündendir. Tükürük salgısını arttırdığı için sindirimi kolaylaştırır. Ayrıca tuz astım, bronşit ve solunum yolu alerjileri için de bir ilaç gibidir. Bunun için özel tuz odaları yapılmış ve hastalar bu odalarda bir süre dinlenip nefes aldıklarında rahatlamaları sağlanmıştır. Tuz, egzama ve sedef gibi döküntülü hastalıkların tedavisinde de kullanılmaktadır. Ayrıca sinüzit gibi akıntılı hastalıklarda da gargara veya yıkama olarak tuzlu su kullanılmaktadır.

Kaya tuzu çok az miktarda yemeklerde kullanıldığında kemik erimesine karşı vücudu korur. Tuzu aynı zamanda çabuk bozulacak et, balık gibi yiyeceklerin saklanması için de kullanırız. Tuz mikrop barındırmaz. Akla hayale gelmeyecek bir durum olduğunda ‘tuz koktu' diye bir deyiş kullanırız. Burada tuzun mikrobik bir sebeple bozulamayacağı anlatılmak istenmiştir.

Yine de dikkatli olun

“Hastaneye gittim, bir serum taktılar, kendimi daha iyi hissediyorum” diyen bir tanıdığınıza mutlaka rastlamışsınızdır. Hastanede takılan o serumun aslında binde dokuzu tuzlu sudur.

Tabii ki tuzun faydası olduğu gibi çok kullanılırsa da zararı da büyüktür. Tıpta doz diye bir kavram vardır. Bu nedenle sakın ola ki dozunu kaçırmayalım. Çünkü insanın %0.9’ u tuz olduğu gibi, bitki, hayvan her canlının içerisinde de tuz mevcuttur. Tuz ağızda farklı bir tat verir ve alışkanlık yapar, bu nedenle yemeklere tadına bakmadan tuz eklemek hastalığa davetiye çıkarmaktır.

Vücut, tuzsuz yapamaz

Vücudumuzda %0.9 oranında tuz vardır ve bu fizyolojik orandır. Bunun altına inemez, inerse birçok rahatsızlık başlar, hastalanırız. 55-60 kilo olan bir kişinin vücudunun yarım kilosu tuzdur. Tuzun vücudumuzda birçok kullanım alanı vardır. Vücudumuzda asit - baz dengesinin sağlanmasında önemli rol üstlenir. Vücudun elektrolit dengesini sağlar.

Vücudumuzda mevcut suyun azalmasını engeller. Bu sayede vücut ısımızı koruyabilir, kan akımını düzenleyebiliriz. Dokular arasındaki iletişimde de tuz çok önemli rol üstlenir.

Guatrın panzehridir

Tuzda bulunan iyot da vücudumuz için çok önemlidir. İyot en başta tüm hormonların orkestra şefi gibi görev yapan tiroit bezi için çok önemlidir. Eğer iyot eksik olursa guatr diye adlandırılan ve boynun alt kısmında bulunan bezin şişmesiyle kendisini gösteren bir hastalık oluşur. İyotlu bir tuz kullanımı guatr hastalığının önlenmesi için yeterli olabilir. Burada amaç daha çok tuz kullanmak değil içerisinde iyot katkısı bulunan tuzu kullanmaktır. Vücudumuzda tuz eksilirse birçok hayati organımızın çalışmasında düzensizlikler ve aksamalar olur. Hayat devam edemez. Vücudumuzu bitkin düşüren hastalıklarda bile damar yolu ile %0.9 tuz olan serum verilerek vücudun rahatlaması sağlanır.


Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×