AKP Türkiye’sinin revaçtaki ‘yeni’ numarası, malum, ‘yerli ve milli’ olmak. Bunu bir ‘ölçü’ olarak ilan eden de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan. 1 Kasım seçimleri öncesinde seçmenden parlamentoya ‘yerli ve milli’ milletvekilleri yollamaları gerektiğini söylemişti. Sonuç ne kadar ‘tatmin edici’ oldu bilemiyorum; ama hemen her fırsatta muhalefet partilerine ‘sert’ mesajlar verdiğine ve parlamentoyu sistemin temel direği değil de ‘Türk Tipi Başkanlık’ modeli önünde ‘ayak bağı’ gördüğüne göre bu ‘yerli ve milli’ ölçüsünün yeterince tutturulamadığını düşünüyor olmalı.

‘Yerli ve milli’ olmak ne demek? Bunun için hangi ölçülere ‘uygun’ olmak gereği var? Bu soruların açık, net, anlaşılır cevabı bir ‘reçete’ şeklinde henüz ilan edilmediği için ancak ‘somut’ olay ve örneklere bakarak bir fikir edinmek mümkün.

Mesela ülkemizin doğusunda izlenen kanlı ‘abluka’ siyaseti ve bunun kaygı verici sonuçlarıyla ilgili ‘eleştirel’ bir tutumunuz varsa, ‘bu kafa ile sorun çözülmez daha da ağırlaştırılır’ diyorsanız, üstüne üstlük de bu düşüncelerinizi yazıyor, çiziyor, yüksek sesle dillendiriyor, ‘barış’ konulu bildirilerin altına imza da atıyorsanız, ‘yerli ve milli’ olmuyor ‘hain’ oluyorsunuz. ‘Yahu düne kadar çözüm süreci diye bir şey vardı...’ demeniz, ‘düşünce ve ifade Özgürlüğü’nden dem vurmanız da sizi soruşturmaya uğramaktan kurtarmıyor.
AKP’nin dış politika anlayışını eleştirdiğiniz, Ortadoğu’da ‘Sünni eksen’ macerasını ‘tehlikeli’ bulduğunuz, Suriye’de ‘Esad gitsin gerisi tufan’ zorlamasına itiraz ettiğiniz, cihadçı gruplarla kurulan ‘gizli’ ilişkileri merak ettiğiniz, ‘ne oluyoruz?’ diye sorduğunuz ve adeta ‘yedi düvel’ ile kavgalı olmaktan büyük memnuniyet duymadığınız zaman da ‘yerli ve milli’ ölçülerine uymamış oluyorsunuz. ‘Ulu Reis’in Türk ordusunu Suriye’ye sokma tutkusuna ‘savaş kötü bir şeydir’ diyerek karşı çıktığınızda da ‘hain’ olmak yeterince ağır bir itham değilmiş gibi bir de ‘kudurmuş’ olduğunuz söyleniyor...

Gezi’ye, rüşvet ve yolsuzluk iddialarına ‘darbe’ demediğiniz, ‘cadı avı’na alkış tutmadığınız, hukuk, adalet filan dediğiniz, ‘reis’in ‘Türk Tipi Başkan’ olmak isteğine ‘tabii ki yani’ demediğiniz zaman da bu ‘yerli ve milli’ ölçüsünü hayli zorlamış oluyorsunuz.

Bu örnekler üzerinden varacağımız sonuç şu oluyor: ‘Reis’in memleket meselelerine ilişkin yüksek görüşlerinden yanasınız ya da değilsiniz. ‘Ölçü’ bu kadar basit aslında. Yani, ‘biat’. ‘Biat’ edersen, no problem. Sormayacak, sorgulamayacak, sadece alkış çalacak, ‘asker’ olacaksın. ‘Reis’in tutarsızlıkları da ‘dert’ olmayacak sana, kafan karışmayacak. Yoksa ‘dava arkadaşı’ bile olsan, fark etmez, ‘hain’sin...

Bir zamanlar bu ülkenin yurttaşları ‘özde ve sözde’ ayrımına tabi tutuluyordu. ‘Makbul vatandaş’ olup olmadığınız buna göre ölçülüyordu. ‘Özde’ olmak için de her halükarda ‘devlet ne diyorsa o’ demeniz gerekirdi. ‘Yeni’ denilen AKP Türkiye’sinin ölçüsü ‘yerli ve milli’ olmak. Bunun da ölçüsü, ‘devlet ne derse o’ bile değil; ‘reis ne derse o’. Yani daha geri ve daha faşizan bir dayatma ile karşı karşıyayız.

Bu, olmayacak, tutmayacak bir dayatmadır. ‘Nereden biliyorsun?’ diye soracak olan varsa eğer, naçizane cevabım, ‘biraz tarih biliyorum’ olacaktır. 

Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×